Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Adam

      

   26 Temmuz 2019       

   Adam sözcüğünün kökenine ilişkin farklı görüşler bulunmakla birlikte yaygın bir kanıya göre İbraniceden dolaylı olarak Türkçeye de intikal etmiştir. Hilaire de Barenton, “La Bible et Les Origines del’ Humanite” adlı kitabında adam sözcüğünü Kıptice atam sözcüğüne  dayandırmaktadır. Kıptice atam’ı da at, atha (>ada: ‘arpa’) ve –am (‘çocuk, oğul’) unsurlarına dayandırmaktadır. Bununla birlikte, Barenton, Fransızcadaki garçon (garson: ‘oğlan, adam, delikanlı’) sözcüğünü de gar (arpa) ve –sun/son (çocuk) eklerine istinat ettirmektedir. 1

  Dr. Friedrich Delitzsch, İncilde yer alan efsanevi anlatımlardaki “adam”dan söz etmektedir.2 Bir görüşe göre, “Hintliler, ilk insana Sanskritçede Adima, yani birinci insan adını verirler; ilk kadına da Heva, yani hayatı tamamlayan derler. Âdem’le Havva efsanesi, az çok farkla Brahmacılıkta da vardır; bunların adları bu konunun Doğu’dan Batı’ya geçmiş olduğuna delâlet eder; fakat insan hakkındaki düşünceler, zaman ve sosyal çevre farklarına dayanan bazı başkalıklar gösterir.”3 “Kutsal yapıtlara göre insanoğullarının babası olan Hz. Âdem’i (Ar. Abu’l-Başar), tanrı ‘kumlu toprak ve pis kokan çamur’dan yaratmış. Yahudi kaynaklarına göre tanrı, dört büyük meleğine yedi kat yerden yedi avuç toprak getirmelerini buyurmuş. Ne var ki yer bu toprağı vermek istememiş. Büyük meleklerden Azrâil, insanı yaratmak için Tanrı’nın istediği toprağı dünyadan zorla almış. Tanrı, önce yağmur yağdırarak bu toprağı yumuşatmış ve meleklerine yoğurtmuş, sonra da ona kendi eliyle biçim vermiş. İslâm kaynaklarına göre Hz. Âdem, seksen yıl çamur yığını hâlinde kalmış, seksen yıl sonunda kendisine biçim verilmiş, yüz yirmi yıl da ruhsuz bırakılmış, bu süre sonunda kendisine ruh verilmiş.”4

Adam sözcüğü Âdem’den dönüşmüştür. Bu nedenle, Âdem’in kimliğini ve Âdem adının kökenini belirlemeye çalıştım. Türkolog Andreas Tietze, Âdem adının Arapça Âdam, onun da İbranice Âdam (toprak) sözcüğünden kaynaklandığını aktarmaktadır.5 İbranice Adamah sözcüğü de ‘toprak, yer’ karşılığındadır. Âdem sözcüğünün son hecesi olan dem ekinin Kıptice temu, temmu (halk, insanlık) ve deman (erkekler topluluğu) Sumerce a (baba, ata) ve dumu (oğul, halk) eklerinden oluştuğunu sandığımız adumu (halkın babası/atası) sözcüğünün zamanla adem ya da adam sözcüğüne dönüşmüş olması bir olasılık düzeyindedir. Yunanca demos (halk, nüfus) sözcüğünün de aynı etimolojik kökenden kaynaklanmış olduğunu düşünüyorum. Akkadca umatu, Arapça ümmet sözcüğüne yol açmıştır. Kıptice temmu sözcüğünü ters çevirdiğimizde ümmet sözcüğü belirmektedir. Akkadca damum (kan)6 sözcüğüyle adam arasında bağ kurulması da gözden ırak tutulamaz. Bu bağlamda, a-dumu sözü ‘kan babası’ karşılığında ifade edilmiş olur.  Batı dünyasında karşılaşılan Adam adının kökeni İbranice adam (kızıl toprak) sözcüğüne bağlanmaktadır.7                                                                                                                                                                                                                                                   

 

KAYNAKÇA

(1) Hilaire de Barenton, “La Bible et les Origines de l’Humanité”, Paris 2010, s.94.

(2) Friedrich Delitzsch, “Babel and Bible”, Chicago 1903, s.48.

(3) Cemil Sena, “Hazreti Muhammed’in Felsefesi”, Remzi Ktb., İstanbul 1984, s.383/dpn.2.

(4) Orhan Hançerlioğlu, “İslâm İnançları Sözlüğü”, Remzi Ktb., İstanbul 1984, s.10.

(5) Andreas Tietze, “Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı”, Simurg Yay., İstanbul-Viana 2002, s.98.

(6) Nafiz Aydın, “Büyük Sümerce Sözlük”, TDK Yay., Ankara 2013, s.1075.

(7) Flora Haines Loughead, “Dictionary of Given Names”, California 1966, s.16.