Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Arap

31 Mart 2020

     Orta Doğu’ya ve Afrika’nın kuzeyine yayılmış kadim bir kavmin adı. Anadolu’nun güney yöreleri başta olmak üzere Erzurum, Bursa gibi yerlerde de görülen şahıs adlarından. Ayrıca, Altınordu hanlarından birinin adı Arapşah’tır. Bir görüşe göre, Arap adı İbranice Arabha (=step ülkesi, kara ülkesi) sözüyle ilişkilidir. Bir diğer görüşe göre, Arap adı, göçebe karşılığında öne sürülen erebh kelimesinden kaynaklanmıştır. Bunlarla birlikte benim de önemsediğim bir belirlemeye göre, Arap adı Mezopotamyadaki başta Akadlılar olmak üzere kadim Sami halkların, Fırat Vadisinin batı tarafı için kullandıkları ereb kelimesine dayanmaktadır. Akadca metinlerden çıkardığım sonuçlara göre,  Akadcada ereb (=batı), ereb šamši (=batı tarafı), şit šamši (=doğu tarafı) sözleri bulunmaktadır. Öyleyse, Arap adının başka yerlerde aranmaması gerekliliği belirmektedir. Akadca erebum (=içeri girmek, giriş) sözü, öyle sanıyorum ki, Fırat nehrini geçmekle ilgili olarak da dile getirilmiştir.  

     Akadca erebu/m ayrıca ‘içeri girmek, giriş, girmek; bir adamın evine taşınmak, evlenmek; bir kadının evine taşınmak’ gibi karşılıklar da içermektedir. Akadca Erebu/m sözü, etimolojik açıdan Sumerce ra (=gitmek, getirmek, yürümek, dolaşmak, gezmek) kök sözcüğü ile ilişkili olabilir. Ayrıca, İbranice rby (=Arap, Arapça), rbym (=Araplar) sözleri de aynı bağlantılar içinde dikkati çekmektedir.

     Tevrat’ın Tekvin kısmının 10. bölümünde bugün Arabistan olarak bildiğimiz coğrafyanın güneybatısından Âribe adıyla söz edilmiştir. İÖ. 853 tarihli bir Asur kitabesinde, asi küçük hükümdarları bastırmak için Asur kralı III.Samanasar’ın üzerlerine ordu gönderdiği bedevi reislerinden birinin adı Gindibu Aribu olarak kaydedilmiştir. Bu adın Arap Gindibu karşılığında ifade edildiği kabul edilmektedir. Öte yanda, İÖ. 530 yılına ilişkin İran Çivi yazılı kitabelerde karşılaşılan Arbya adının Arabiya olduğu sanılmaktadır.

     Arapça konuşan her kavim ya da topluluğun Arap soyuna mensup olduğu söylenemez. Buradan yola çıkarak, Hz. Muhammed’in mensubu olduğu Kureyş kabilesi Nizarî’lerdendi. Nizarilerin ise Arap olmayan, sonradan Arapça konuşan ya da Araplaştırılan bir topluluk olduğu öne sürülmektedir. Nizariler, yani Arap kökenli olmayanlar Mekke’de egemen olurken, Arap kökenli ve Yemen asıllı olan bir topluluk ise ensar adıyla Medine’ye egemendiler. Meke ile Medine çekişmesinin asıl nedenlerinden biri de bu durum olsa gerektir.

     İÖ.328 yılına ait ve bilinen en eski Arap kitabesi olan Nemāra kitabesi bir kralın mezar taşı üzerinde yer almaktadır. Bu kitabede “başı sarıklı bütün Arapların ve iki Asad ve Nizar kralı” ifadesi bulunmaktadır. Burada bütün Arapların dedikten sonra iki Asad ve Nizar’ın ayrıca belirtildiği görülmektedir.  Ayrıca, Arap adı tarihte kimi zaman Arap olmayan Kürt ve Türkmen topluluklar için de kullanılmıştır.