Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content

 

 

 

 

 

 

 

 

Baldıran

13 Ocak 2021

     BALDIRAN (I) Ağı/ağu otu. Sulak yerlerde yetişen maydanozgillerden bir veya iki yıllık beyaz çiçekli, yaprakları kokulu, özellikle meyveleri zehirli olan bir bitki (Conium maculatum). Erzurum yöresinde ḥırḥındilik adıyla biliniyor. Bir kısım yörelerde şemsiye otu, yılan otu ve körek adıyla belirtilmektedir. Yılan otu denilmesinin nedeni oldukça zehirli oluşundandır.

     BALDIRAN (II) Adına baldıran denilen bir başka bitki bulunuyor. Bu bitki, boyu 1,5 metreyi bulan çok yıllık, yaprakları tüysü, kökü kalın çiçekleri yeşilimtırak beyaz renktedir (Laserpitium glaucum). Bu bitki zehirli değildir. Kökü bir kısım yörelerde yenilmektedir. Hekimlikte sakinleştirici olarak kullanılıyor. Bundan başka Laserpitium hispidum adıyla sınıflandırılan, fakat zehirli olmayan baldıranla ilişkili olan ve yaygın olarak Giresun dolaylarında yetişen bir başka bitki mevcuttur. Giresun, en çok yağış alan bir yöredir. Baldıran bitkilerinin suyu ne denli sevdiği sulak yerlerde yetişmesinden anlaşılıyor.

     Kasnı adıyla anılan bir diğer baldıran çeşidi ise Baldıran (II) grubuyla ilişkilidir. Bu çeşit baldıran otu farklı yapısından dolayı Ferula szowitsiana adıyla sınıflandırılmıştır. Bu bitki Sivas’ın Zara ve Divriği yörelerinde bolca yetişen, boyu yarım metreyi geçen sarıçiçekli, kokulu bir bitkidir. Zehirli olmadığından yaz mevsimine girerken Sivas pazarlarında satılmaktadır.

     Yukarıdaki örneklemelerin dışında Anadolu’da baldırgan diye bir başka bitki bulunuyor. Türkçesiyle baldırgan, bilimsel adıyla Heracleum trachyloma denilen bu bitki boyu 1,5 metreyi bulan beyaz çiçekli bir bitkidir. Bunun da gövdesi ve kabuğu soyulduktan sonra yenildiği görülüyor. Öte yanda Baldıran adı birkaç örneklemenin dışında Asya’da konuşulan Türkçeye yakın dillerde kullanılmamaktadır.

     Oldukça sulak ve nemli yerlerde yetişen baldıran adlı bitkilerin adı Eski Yunanca palásso (=su veya çamur ile ilgili) sözüyle bağlantılı gibi görünebilir. Eski Yunanca balaneion (=banyo, yıkanılan yer) sözü de telaffuz edilmişti. Sonraları sulak ve çamurlu yerleri dile getiren sözler bal– ön ekiyle ifade edilmiştir. Latince paludosus (=bataklıkla ilgili, bataklığa dair) ve palus/palustris (=bataklık) sözleri de bu açıdan örneklenebilir. Ancak, baldıran zehrinin Antik Yunanda kullanıldığı biliniyor. Ünlü politikacı ve bilgin Phokion on arkadaşıyla birlikte İÖ. 19 Mayıs 318’de Atina’da baldıran zehiri verilerek öldürülmüştü. Daha önceleri İÖ.399’da ünlü filozof Sokrates de yine Atina’da baldıran zehiri ile idam edilmişti. Bu nedenle, Yunanca dilitērio, ‘zehir’ karşılığındadır. Eski Yunanca dilēo (=yok etmek, öldürmek, idam etmek, zehirlemek) sözünden gelmektedir. Türkçedeki baldıran kelimesinin ‘zehir’ karşılığındaki Yunanca dilitērio veya dilitērion sözünden dönüştüğünü sanıyorum. Yani Latincedeki adlandırmanın kökeniyle Türkçedeki adlandırmanın kökeni farklı sözcüklere istinat etmiş olabilir. Latince valeriana sözü ise söz konusu bitkinin sulak yerlerde yetişmesi nedeniyle Eski Yunanca balaneion (=banyo, yıkanma yeri) sözüne yakın gibi durmaktadır. Almanca baldıran, Rusça baldıryan, İngilizce valerian, Fransızca valériane sözleri Latince valeriana şekliyle ifade ediliyor.

     Tüm bunlara rağmen, bu adlarla belirtilen ikinci gruptaki baldıran çeşidi zehirli olmadığından Türkçede kediotu diye de anılmıştır. Fakat kedi otu da iki çeşit olarak mevcuttur. Batı’da Valeriana adıyla belirtilen ve bilimsel adı Valeriana officinalis olan bu bitkinin boyu 1,5 metreye varıyor. Çiçekleri beyaz açmakta ve yatıştırıcı olarak kullanılmaktadır. İkinci kedi otu grubu ise Cardaria draba adıyla sınıflandırılmıştır. Bu gruptaki kedi otunun yaprakları beyaz veya sarımtırak görünümündedir. Bunun da yaprakları kurutularak aktarlarda kedi otu adıyla satılmaktadır. Valeriana denilen kedi otunun kokusu son derece rahatsız edici olduğundan kediler tarafından seviliyormuş. Kedi otu denilmesinin nedeninin de bu özellik olduğu sanılıyor.

     Türkçe baldıran adının yukarıda belirttiğim gibi Yunanca diliterio (=zehir) sözüyle ilişkili olabilir. Kürtçede baldıran otuna Yukarı Fırat yöresinde baldıran, güney yörelerde ise zirgêjnok veya giyajehrîn deniliyor. Bu sözlerdeki zir– veya jehr sözcükleri ‘zehir’ karşılığındadır. Kıpçakça baldıran, Almanca baldıran Türkçedeki baldıran sözlerinin etimolojik açıdan Yunanca kökenli olması olasıdır. János Eckmann’ın “son kaynağı Latince ve İtalyanca valeriana olan baldıran kelimesindeki d de türeme sestir” diyerek bu görüşünde G. Meyer’e de atıfta bulunuyor (TDAY/Belleten, 3. C, 1955). Ancak, J. Eckmann’ın savının doğruluğundan emin değilim. Çünkü zehirlisi de zehirsizi de olsa Antik Yunandan beri bilinen baldıranın Yunanca diliterio (=zehir, ağı) sözüyle münasebetinin olabileceğini sanıyorum. ‘Zehir’ karşılığında Rumcada votan (çoğulu votana) sözü telaffuz ediliyordu.