Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Başbuğ

1 Nisan 2020

       Pek ender de olsa bir kısım kaynaklarda disiplinsiz ve düzensiz yörük şeflerine başbuğ denildiği görülmüştür. ‘Reis, baş, başkan ve şef’ karşılığında telaffuz edilmiştir. Bir boyun, bir kabilenin, bir aşiretin başındaki reise başbuğ denildiği belirlenmektedir. Başbuğ unvanı, XIV. yüzyıldan sonraki kimi kaynaklar incelendiğinde, bir cemaatin, bir tâifenin başında bulunan şahsı ifade etmiştir. Türkçe ve Türkçeye yakın dillerde kullanılan baş sözü ile buğ ekinden oluşmaktadır. Prof. Barthold, 594 yılındaki bir olaya dair Katır Buku adlı bir şeften söz etmektedir. Ayrıca, Karahanlıların hükümdarı Abdülkerim’den “Satuk Bugra Han” lakabıyla söz edilmektedir. Satuk ya da satık sözü ‘satılık’ demektir. Satuk Bugra Han adındaki Bugra ise bugüne dek sanıldığının aksine ‘deve’ değil ‘boğa’ demektir. Ailede tek çocuk olarak doğan Abdülkerim’in kötü ruhlardan korunması için geleneklere uyularak satılık olduğu nitelemesi yapılmıştır. Bugra sözüne gelince, Kaşgarlı Mahmud tarafından “bogra: her hayvanın aygırı, boga, deve aygırı, pohur” demektedir.

     Türkçe konuşan kadim topluluklarda ‘boğa’ bir güç sembolüdür ve kutsanmıştır. Yıldırım Bayezid’in komutasındaki Osmanlı Ordusunu Ankara yakınlarındaki Çubuk Ovası’nda mağlup eden Timur’un, ordusunu yöneten komutanlarından önde geleni İsen Buka adıyla ünlenmişti. Bu nedenle, Ankara Havaalanı ve bulunduğu yöre Esenboğa adını taşımaktadır. Timur’un başkomutanı sayılan İsen Buka adı ‘sıhhatli/esen boğa’ karşılığındadır. Ayrıca, bir eski Uygur destanında Buku Tegin adıyla da karşılaşılmaktadır. XIX. yüzyılın ikinci yarısında Uygurların Buku Cin adlı hükümdarından söz edilmektedir. XVII. yüzyılda Koçu Bey’in yazdığı risalede “Yörük beğleri baş ve buğ olup ol tâifeyi sefer-i hümayuna sürerlerdi” cümlesi bulunmaktadır. Yukarıdaki adlarda geçen ‘buku, buka, bugra ve buğ’ gibi sözlerin ‘boğa’ karşılığında kullanıldığı görüşündeyim.

      Kimileri başbuğ adındaki buğ sözünün aslının bog ya da boqu olduğunu ve bu sözlerin ‘kumandan’ karşılığında telaffuz edildiğini öne sürmüşlerdir. Oysa, bir kısım tarihçilerin vardığı bu yargı, yanlış birtakım yakıştırmalara dayanmaktadır. Çünkü, Orta Çağ Türk metinlerinde ‘kumandan’ karşılığında bu sözlerle karşılaşılmamaktadır. Alman Sinolog Wolfram Eberhard, “P’u-ku chen” nehriyle birlikte, Toba’lar zamanında “pu-ku“lu yer adlarının görüldüğünü belirtmektedir. Pu-ku unvanının bu-ku şekliyle yaygın kullanılmış olduğunu öne süren Eberhard, bu unvanın “komutan” karşılığında kullanılmış olduğuna dair bir belirlemede bulunmamaktadır. 

     Bu örneklemelerden de anlaşılacağı üzere, Başbuğ adındaki buğ’un ‘boğa, sığır ya da öküz’ karşılıklarında dile getirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Nedeni de Türkçe konuşan bir kısım topluluklarda ‘boğa, sığır ya da öküz’ün, güç ve kuvvet simgesi sayılmasındandır. Kaşgarlı Mahmud, bugra sözünü ‘deve’ karşılığında değil; “her hayvanın aygırı” olmak üzere, ‘deve aygırı’na da denildiğini belirtmekle birliktedir. Buna rağmen, şahısların taşıdığı Buku, Buka ve Bugra adlarının Orta Çağ Türkçesindeki bugra gibi ‘boğa’yı belirtiyordu. ‘Boğa’ karşılığındaki isimler bir unvan olarak seçilmiştir. Moğolca buh ya da buha ‘boğa, bizon, yaban boğası’ olarak biliniyordu. Günümüzde Kazakça, Kırgızca ve Uygurca buka, Özbekçe buḳa, Türkmence buğa, Kürtçe boğe, Rusça bugay ya da bık; Sırpça, Hırvatça, Belarusça, Slovakça, Lehçe, Makedonca ve Bulgarca bik, Macarca bika; İngilizce, Slovence ve Norveççe bull, Letonca bullis sözleri ‘boğa, sığır ya da öküz’ karşılığındadır. Bunlara benzer, Moğolcada bog sözüne istinaden bog-mal (=küçük davar, küçük baş hayvan) sözünün kullanıldığı da görülmektedir.