Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Baston

19 Ocak 2020

     Yürürken dayanak işlevine sahip sopa, değnek, asā. Venedikçe baston, İtalyanca bastone sözlerine dayandırılmaktadır. Cezayir, Tunus, Mısır ve Malta adasındaki Araplarca bastun, Dalmaçyada baštun denilmektedir. Arnavutça bastún, Grekçe bastuni ve Kürtçe baston olarak dile getirilmektedir.  Baston bir diğer ifadeyle asa kullanımı tarihin çok gerilerine gitmektedir. ‘Hz. Musa’nın Asası‘nın Topkapı Sarayı kutsal emanetler bölümünde olduğu nakledilmektedir. Çin’de evlenecek olan damat gelin tarafına bir baston hediye ederdi. Bu hediye, mutlu bir yuva kurmanın simgesi sayılırdı. Bu anlayış Budizmden kalmış olmalıdır. Budistler baston ya da asayı kusal bir sembol olarak görüyorlardı.

     XIX. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı toplumunda baston kullanma bir Ferenk modası olarak algılanmıştır. Çok önceleri duyduğum ve okuduğum bir fıkrayı, bu kez Kudret Emiroğlu’ndan aktarmak istiyorum: “Abdülaziz devrinde asa yerine baston kullanan ulemadan ilk kişi olan, zarafetiyle ünlü Kethüdazade Hoca Ahmet Arif Efendi (ölm. 1849) de bastonu nedeniyle eleştirilmiştir. Kendisine ‘Kafir değneğini niçün kullanıyorsun?” diye sataşmak isteyen birine verdiği, ‘Üzülme ben onu sünnet ettim, Müslüman oldu,” cevabı ünlüdür” (Kudret Emiroğlu, Gündelik Hayatımızın Tarihi”, T. İş Bank. Yay., İstanbul Nisan 2012, s.268).

     Osmanlı toplumunda asa düz değnek şeklinde baston ise tutacak yeri bükümlü şekilde olarak biliniyordu. Bununla birlikte, tarihte baston ve asa’nın birbiri yerine ifade edildiğini belirlemekteyiz. Gemilerde yelkenleri toplamak için baston kullanılırdı. Ayrıca, gemicilikte cıvadranın dışa taşan kısmına da baston deniliyordu.

     Sumerliler ‘baston’a ĝešgidri diyorlardı. Sumerce ĝeš ön eki ‘ağaç’ karşılığında idi. Akadlar bastonu ḫattum şeklinde belirtiyorlardı. Latince bas (=yürümek, adım atmak) kök sözüyle baston arasında bir bağ olduğu anlaşılmaktadır. Bu da Eski Yunanca básis (=yürüyüş; ayak, bacak) ve bastázo (=taşımak) sözleriyle bağlantılıdır. Yine Latince batu/o (=vurmak, dövmek) sözünün  Eski Yunanca bater/bateros (=baston) kelimesiyle ilişkili olduğu görülmektedir. Latince bacul/um (=değnek, baston, sopa) sözü de bilinmektedir. Bana öyle geliyor ki, baston sözü sütun ile de ilişkilidir. Fransızcada bâton (=baston; değnek, çubuk), bâttonet (=küçük değnek), battant (=çan tokmağı), battre (=birini dövmek), battu (=dayak yemiş) ve batteur (= bateri çalan) sözlerinin ortak bir menşeye dayalı oldukları görüşündeyim. Rumence bat ve Macarca bot sözleri Fransızca bâton ile bağlantılıdır.

      Venedikçe baston (=çubuk, değnek) sözünün çoğul şekli bastuni’dir. İtalyancada bastone, İspanyolca ve Rumence baston, Katalanca bastó, Bulgarca bastun, Yunanca bastoúniFransızca  bâton (=çubuk) ve bâton de marche (=baston) sözleri telaffuz ediliyor. Venedikçe veya Venedik İtalyancası denilen dildeki baston sözünün Yunanca kökenli olduğu görüşündeyim.