Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content

 

 

 

 

 

 

 

 

Direk

1 Şubat 2021

     Genellikle ağaçtan yapılan uzun ve kalın destek, sütun. Mecaz olarak bir kimsenin içinde bulunduğu aile, topluluk ve toplum içindeki gücünü simgelemektedir: ‘Evin direği babamdır’ cümlesinde ifade edildiği gibi. Direk sözcüğünün uzunca bir tarihi görülüyor. Hititçe taru, Sanskritçe dru ve Akadca taradūm sözcükleri ‘ağaç’ karşılığında kullanılmıştı. Kürtçe ve Farsça dar, ‘ağaç’ olarak biliniyordu. Taru, dru ve dar sözcükleri direk kelimesindeki dir kök sözcüğüne yol açmıştır. Farsça direḥt (=ağaç) Kürtçede direk şekliyle bilinmektedir.

    Kürtçe direk sözünün Türkçede önceleri tirek biçiminde yerleştiği görülmektedir. Zamanla Türkçede direk şekli yaygınlaştı. Bu bağlamda, Kaşgarlı Mahmud’un sözlüğünde görülen tiregü, ‘direk, destek’ karşılığında dile getirilmişti. Aynı sözlükte, tire (=dayak veya direk dikmek) sözcüğü de bulunuyor. Annemarie von Gabain, önceki Türkçede tirägük (=direk) sözcüğüne işaret etmektedir. Gabain, bu sözcüğün tirgük şeklini de aktarmaktadır. Türklerin tarih sahnesinde görülmeleri geç bir tarihte başlamaktadır. O nedenle, Türkler; Hititler, eski İranlılar, eski Yunanlılar, eski Hintliler ve eski Sami halklardan birçok kelimeyi dolaylı yollarla da olsa kapmışlardır. Bu açıdan bakılınca bir kısım dil bilimcilerin Eski Türkçe diye bir nitelemede bulunmaları İlk Çağa özgü olmasa gerektir.

     Avestaca draḥta, ‘destek, dayanak’ olarak algılanmıştı. Avestaca derežda ve duruḥš kelimeleri de ‘ağaç’ ile ilgilidir. Latince trambs, ‘mertek, kalas, kiriş, direk’ karşılığındadır. Rusça dérevo veya drévo ‘ağaç’ demektir. Hintçe taru, İngilizce tree ve Ermenice dzar ‘ağaç’ ile ilgili kelimelerdir. ‘Ağaç’ karşılığında bilinen Tacikçe daraḥt ve Urduca dreḥt sözleri Türkçeye yakın sayılan bir kısım dillere intikal etmiş. Böylece Uygurca ve Özbekçe däräḥt, ‘ağaç’ olarak biliniyor. Farsça ve Kürtçe dar (=ağaç) sözcüğü Türkçeyle akraba dillere de yerleşmiştir. Uygurca, Kazakça, Başkırtça ve Kırgızcada dar, Türkmence dār ve Özbekçede dàr olarak görünüyor. Dar (=ağaç) sözcüğünün yanına tekrar ‘ağaç’ sözcüğü getirildiği de oluyor. Tatarlar dar ağaçı, Azeriler dar ağacı ve Başkırtlar ise dar ağası demişler. Osmanlılar döneminde ‘dar’a çekmek’ veya ‘dar’a çekilmek’ deyimleri ‘idam etmek’ ya da ‘idam edilmek’ diye algılanmıştı. Sonraları Türkçede idam edilen dar sözcüğü darağacı şeklinde yerleşti.