Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content

 

 

 

 

 

 

 

 

Divane

5 Eylül 2020

     Deli dolu, çılgın, mecnun. Farsça divāne (<dēvane: ‘çılgın, uçarı’) sözünden alınmıştır. Avestaca daewa (=kötü ruh, insanı şaşırtan ruh), zamanla Pehlevicede dēv şeklinde ifade edilmiş. Bununla birlikte, Sanskritçe devah– veya devatā sözleri ‘Tanrı’yı ifade etmiş. Söz gelimi Sanskritçede devakulam (=tapınak), devakāma (=dindar), devadatta (=Tanrıverdi), devakalpa (=tanrı benzeri) ve devataru (=mukaddes ağaç) sözleri kullanılıyordu. Kürtçe ve Türkçede de yer eden divane kelimesi, ‘herhangi bir şeye fanatikçe bağlanmış, kendini kaptırmış, kendisi olmaktan çıkmış’ kimseyi belirtmektedir. Tacikçede devona şekliyle bilinmektedir. Divane sözü İranî Dillerden Türkçeye yakın olan dillere de geçmiştir. Bu bağlamda, Azerice ve Uygurca divane, Kazakça diyvana, Özbekçe dévane, Türkmence divāna biçiminde dile getiriliyor. “Şu benim divane gönlüm/ Gene elden ele düştü/ Mah cemalin şulesinden/ Dalgalanıp göle düştü” (kaynak kişi: Hıdır Ersoy, yöresi: Dersim/Tercan, derleyen: Ahmet Yamacı, yıl: 1958).