Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content

 

 

 

 

 

 

 

 

Efendi

30 Aralık 2020

     Kendi halinde, terbiyeli, kibar, nazik. Bu özelliklere dayanılarak yaşadığımız dönemde özel adların sonuna getirilen unvan. Türkçeye, Rumca aféntis (afendis) sözünden kalmıştır. Yunanca aféntis (=bey, efendi, baba, koca, patron, sahip) sözü, Anadolu Rumlarınca yaygın kullanılmıştır. Yunanca afentiko (=iş sahibi, işveren, patron) ve afentia (=efendilik) sözleri kullanılıyor. Yunancadaki bu sözün Eski Yunanca auth.éntis ‘kendi işini kendi yapan, mutlak egemen; kendi eliyle cinayet işleyen veya uygun bir akrabasının eliyle cinayet işleyen, katil, kendi kendisini öldüren’ gibi karşılıkları bulunmaktadır. Bu söz zamanla döne dolaşa ‘kendi işini yapan, kendi işiyle meşgul olan, işine sadık kimse, terbiyeli, nezaketli, eğitimli, nazik, kibar’ gibi karşılıklara bürünmüştür. Eski Yunanlılar authéntis sözünü genellikle ‘hükümdar’ için ifade ediyorlardı. Eski Yunancada authádis kelimesi ‘kendini beğenmiş, kibirli, acımasız, merhametsiz’ diye biliniyordu. Farsça ru-sıpi (=yüzü ak olan, alnı açık) kelimesi nasıl bugün çok kötü bir karşılıkta dile getirilen orospu şekline dönüştürülmüşse, Eski Yunanca authéntis (=kendi işini bizzat kendi yapan, katil, cani) sözü kötü bir karşılıktan zamanla ‘çok nazik, çok kibar’ gibi karşılıklarda ifade edilen efendi şekline dönüştürülmüştür.

     İbn Batūta ve Eflâki’nin eserlerinde Rumca aféntis şekliyle yazılmıştır. Efendi kelimesi Selçuklulardan bu yana ‘olumlu’ karşılığıyla kullanılmaktadır. Efendi, Osmanlı devletinde giderek daha çok telaffuz edilmiştir. Tarihçi Hammer’in aktardığına göre, Sultan II. Mehmed (Fatih), Galata halkına verdiği Rumca fermanda kendisi için Efendi unvanını kullanmıştır. Osmanlı bürokratları ve kadıları efendi unvanıyla anılıyorlardı. Osmanlı Ermeni ve Rumlarının önde gelenleri efendi unvanıyla çağrılıyorlardı. Tanzimat dönemiyle birlikte, efendi unvanı eğitim görmüş aydın kimseler için dile getirilmeye başlanmış. Bu açıdan, eğitimsiz Osmanlı subaylarına efendi değil, ağa denilmiştir. Ağa unvanı daha çok mülâzım ve yüzbaşılara hitaben kullanılıyordu. Mısır’da hidivlerden söz açılırken efendinâ (=efendimiz) denilirdi. Efendi kelimesi şahıs adı olarak da tercih edilmiştir. Efendi adı Elazığ, Tunceli ve mücavir çevrede daha çok görülmektedir.