Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Êzidi

10 Haziran 2020

     Ön Asya’da bir topluluk adı. Paganizm dönemindeki birtakım kalıntıları devraldıkları gibi, Müslümanlığın çok öncesinden beri tek tanrı fikrini savunagelmişlerdir. Bu adın kökeni, Avestada Yazata, Sanskritçede Yacata şeklindeydi. Sanskritçede yac kök sözü ‘tanrılara kurban vermek’ diye biliniyordu. Aynı dilde Yacata ise ‘kutsal, tapılmaya değer, kurban sunulmaya layık’ karşılığında dile getiriliyordu. Orta Farsça Yazdān (çoğul şekilde), Çağdaş Farsçada da bulunmaktadır. Yazdān kelimesi tekil olarak Çağdaş Farsçada İzad veya İzed şekliyle yer almaktadır. Sasani döneminde de İzad şekli biliniyordu. Bununla birlikte, bu kelimeyle bağlantılı olan özel isimlerde bulunan Yazd, tarihin daha eski dönemlerinden gelmektedir ve Avestadaki Yazata’dan kalmadır. Aynı zamanda, ‘Allah’ karşılığındaki Yazdān adı Mecûsîler için de telaffuz edilmiştir. Pehlevicede Yazdān ve Yaztān şekilleri Partçada da kullanılmıştır. Her şeye rağmen Sumercede ‘ateş’ karşılığındaki iz veya izi sözlerini göz ardı etmemek gerekir. Mecûsiliğin ve Ȇzidi‘liğin ateş kültüne dayanan uygulamaları bilinen bir realitedir.

     Ȇzidi adının yukarıda aktardığım altı çizili sözlerle ilişkili olan Yazd/Yezd (Allah, İlah) adına istinaden kullanıldığı ve Yazdi/Yezdi isminin de bu şekilde belirdiği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, Yazd veya Yezd’in Ȇzd versiyonuna dayanılarak da Ȇzdi denildiği sonucuna varıyorum. Bunların Hz. Hüseyin ve ailesini katleden Emevi soyundan Muaviye oğlu Yezit ile bir bağlantıları veya ilişkileri yoktur. Öte yanda Etrüskçe Ais (Allah) ve Ermenice Ays (Kutsal Ruh) adlarının Farsça İzzed adıyla aynı kökten kaynaklandığını sanıyorum. Bu ve benzer örneklerle Ermenice ve Etrüskçe arasında yakın ilişkilerin olduğunu söylemek mümkündür. Ayrıca, Etrüskçede –ar çoğul eki Ermenicede de mevcuttur. Eski Yunanca hagias, Yeni Yunancada agias (>ayas, ayaz, ays, aya) sözlerinin de Etrüskçe Ais (Allah) ve Ermenice Ays (Kutsal Ruh) ile bağlantılı olmaları, müştereken de Ȇzd ve Yazata ile etimolojik bir temelde dayanmış olmaları olasıdır.

     Osmanlı ordusundaki içtimalarda Yeniçeriler hep bir ağızdan “Yektir Yezdān” (Birdir Allah) diyorlardı. Belli ki, Zedüştiliğe veya Ȇzidiliğe ilişkin birtakım inançsal unsurlar Osmanlılarca da miras alınmıştı. Ünlü Şahname yazarı Firdevsî de eserinde Yazdān adını kullanmakta ve ‘ak, pak veya temiz’ sifatlarıyla birlikte Tanrı’ya işaret etmektedir. İran coğrafyasında Yezdan, Ḥuda, Hakk, İzed ve bunlar gibi Tanrı’yı ifade eden adlar kullanılıyordu.

     Ȇzidi adı, Yezdan’dan dolayı Yezidi olarak da telaffuz edilmiş ve bu adın kullanılışının yaygınlığı dikkati çekmektedir. Tarihte ilk Ȇzidi‘lere veya Yezidi’lere Yezdani denildiği belirlenmektedir. Yezidiler sonraki asırlarda daha çok Asur ülkesinde ikâmet etmişlerdir. Ȇzidiler veya Yezidiler, Musul civarında, Başika’da, Cebel Sincar’da, Halep çevresinde, Diyarbekir’de, Kilis ve Antep dolaylarında, İran’da ve Kafkasya’da Tiflis ve Erivan yörelerinde bulundukları görülmüştür. Ȇzidiler güneş doğarken ve batarken ona yönelerek duâ okurlar ve rükûa varırlar. Onların namazları bu şekildedir ve gizlice yapılır. Alenen yapılan ibadeti geçerli saymazlar. Onların inançlarına göre, Kutsal Kitap üç gün oruç tutulmasını emretmiştir. Onlara göre oruç üç gündür; otuz gün ile karıştırılmasının nedeni Kürtçe (=üç) ile (=otuz) sayılarının karıştırılmasından kaynaklanmıştır. Onların ilahı sayılan Melek Tâvus, ‘aydınlığın ve karanlığın, güneşin ve ayın efendisi’ sayılmaktadır. Bu nedenle, Ȇzidilere sehven “Güneş’e tapanlar” denilmiştir.