Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content

 

 

 

 

 

 

 

 

Huma

14 Aralık 2020

      Kafdağı’nda ve Deylem bölgesinde yaşadığı söylenen boz renkli, zümrüt yeşili kanatlı efsanevi bir kuş. Halkın geleneksel inançlarına göre, Huma kuşunun gölgesi bir kimsenin üzerine düşerse o kişinin başına devlet kuşu konmuş sayılır. Sumerlilerden Medlere, onlardan da tüm mücavir halklara yayılan Huma inancı bulunmaktadır. Sumerce um.ma (= bir kuş çeşidi) sözü Sumercede um.mamušen(=um.ma kuşu) adıyla dile getirilirmiştir. Sumerce mušen (=kuş) sözüyle um-ḥurmušen (=um.hur kuşu), um.gi.dumušen (=um.gi.du kuşu) gibi adlandırmalar yapılmıştır. Sumercede bu şekilde 200 dolayında kuş türü tabletlere kaydedilmiştir. Sumerce um.ma kuşunun adı Akadcada umum şeklinde yerleşmiştir. Sonraları İran coğrafyasında Huma, Homa, Homai şeklindeki adlara dönüşerek tanrısal itaata mazhar olmuştur. Deylemilerin torunları olan bugünkü Dersimlilerde Homa veya Homay tanrının adıdır. Dersimli Allah veya Tanrı demez, Homa veya Homay der. Yöre seyitleri her yıl taliplerinden Homay veya Omay hakkını isterlerdi. Elbistan yöresinde de Tanrı’ya Hom deniliyordu. Deylemice Homay adında olduğu gibi Kürtçede de Homa ‘Tanrı, Allah, Yezdan’ karşılığında ifade edilmiştir.

      Homa inancı Deylemilerden Türk topluluklarına da geçmiştir. Hatayî mahlasıyla şiirler yazan Safevi hükümdarı Şah İsmail bir şiirinde Hüma kuşundan söz ediyor: “Yücelerde olur Hüma kuşu,/ Dostun muhabettür aşıka işi,/ Pirim ‘Hatayî’dir, cümlenin başı, Dîdâr ile muhabbete aşk olsun!”. Ayrıca, Orta Çağda Türklerde görülen Omay Ana inancının kökeni Deylem halkındaki Homay inancı idi. Türkler bu adı Umay şekliyle de ifade etmişler. Farsça Humā-sāye (=Huma gölgesi), Humā-pāye (=yüksek dereceli), Humā-pervez (=yükseklerde uçan) gibi sözler Osmanlıcada da kullanılmıştır.

     Huma kuşunun kutsallığı günümüze dek intikal etmiştir. Bir kısım deyiş ve türkülerde Huma kuşundan söz edilmiştir: “Siyah perçemini dökmüş yüzüne/ Salınarak gelen Hüma’ya bakın” (Davut Sulari). Hüma, Yahya Kemal’in beytlerinde de geçiyor: “Tebrîz’e uçtu feth-i celilin hümâları/ Bir böyle han görmedi Îran semâları”. Ziya Paşa da bir beytinde Hümâ‘yı anıyor “Her kim ki arar bû-ı vefâ tab-ı beşerde/ Benzer ona kim devlet umar zıll-i hümâdan”. Divan edebiyatının ünlü şairi Bâkî: “Ol şeh-i hüsnün gözü üzre bakanlar kaşına/ Sâye-i perr-i hümâ düşmüş sanırlar kaşına” diyor. Yunus Emre, “Devlet erdi andan bana hâcet değil hüma kuşu” diye sitem ediyor. Pir Sultan Abdal Huma kuşunun kutsiyetini şu sözleriyle dile getiriyor: “Huma kuşu düştü yere ölmedi/ Dünya Sultan Süleyman’a kalmadı”.