Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content

 

 

 

 

 

 

 

 

Kâr

14 Haziran 2020

     Yarar, fayda; ticari ilişkilerde sağlanan para kazancı. Farsça kar, Avestaca kara (=iş), Eski Farsça kara, Pehlevice ve Partçada kar veya gar, Kürtçe kar sözleri ‘iş, iş güç’ karşılığında kullanılıyordu. Farsçada kimi kelimelerin sonunda –ger olarak yer almaktadır: Dülger (<durūd:’kereste, tahta’, –gar/-ger:’iş’) gibi. Bu son ek, Kürtçede de kullanılmaktadır; ‘demirci’ karşılığındaki hesınker veya hesınger (<hesın:’demir’, -ker/-ger:’iş’) gibi. Farsçada ‘iş yeri, fabrika’ karşılığında kârhāne (<kâr: ‘iş’, hāne: ‘ev, yer’) denilmektedir. Farsça karger (=işçi), Kürtçede karker (=işçi) şekliyle de telaffuz edilmektedir. Osmanlıca kisb û kâr (=kazanç ve kâr) sözü Türkçede de kullanılmıştır. Âşık Hicranî’nin bir deyişinde “kisb ü kâr” sözü de yer almaktadır: “Hicraniyem der ki, bakın halıma/ Dağlar dayanmıyor ah ü zarıma/Elim ermez oldu kisb ü kârıma/ Çünkü gül yüzlümü elden aldırdım”. “Elim ermez oldu kisb ü kârıma” derken, sevdiği uğruna ‘iş güç’ yapamaz hale geldiğine işaret etmektedir. Farsçadan Osmanlıcaya geçen “kisb û kâr” sözü Arapça kesb (>kisb: ‘çalışıp kazanma, kazanç; edinme’) ve Farsça kar (=iş, iş güç) sözlerinden oluşmaktadır.