Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Kefir

2 Ekim 2019

     Sütten yapılan köpüklü ve ekşi içecek. Probiyotik bir içecek olduğundan başta bağırsak sistemi olmak üzere insan sağlığına birçok açıdan yararlı görülmektedir. Kürtçe ve Farsça kef (=köpük) ile şir (=süt) kelimelerinden oluştuğu görüşündeyim. Çok önceleri Kürtler bu özel olarak hazırlanan süt köpüğünü sağlıklı olmak maksadıyla içiyorlardı ve ona kefşir (=süt köpüğü) diyorlardı. Zamanla kefşir adı kefir’e dönüştü. Akadlar ‘süt’e šizbum, Sumerliler ga diyorlardı. Yunanlılar ise Sumerlilerin ga (=süt) sözünü gála (=süt) şekline dönüştürdüler.

    Farsçada kefşir, ‘lehim’ diye bilinmektedir. Farsça sözlüklerde ayrıca, bildiğimiz kefir’in karşılığında kefşir belirtilmemektedir. O halde, kefir, Kürtçekefşîr’ (=süt köpüğü) sözünden dünyaya yayılmıştır. Zamanla kefir şekliyle yaygınlaşmıştır. Gürcüler ‘kefir’i, képiri adıyla anıyorlar. Buna benzer, Kürtçe kefgir (köpük alan) Türkçede kevgir şekliyle ‘süzgeç’ karşılığında telaffuz edilmektedir.  Morfolojik olarak Kürtçede hevir (=hamur), tevir (=kazma), kevir (=taş) benzeri kelimeler mevcuttur. Kürtçe kef-çe (=köpüklük), Türkçede kepçe olarak kullanılmaktadır. Farsça kefç (=kepçe), Kürtçede kevçi (<kefçe/kefçi: ‘kaşık’) şekliyle telaffuz edilmektedir. Kürtçe kefandın (=köpürtmek), kefkefok (köpüklü bir ot türü) ve kef-i derya (=deniz süngeri) sözleriyle karşılaşmaktayız. Farsçada ‘büyük kaşık’ karşılığında kefçe de denilmektedir. Kabarcık şeklinde insan vücudunda beliren yaraya Kürtçe kèfgirèk (=Farsça şirpençe=arslan pençesi) denilmektedir. Buna mukabil, Farsçada da kèfgirèk diye söylendiği görülmüştür. Kabarcıklı bir yara türü olduğundan bu adı almıştır. Yavuz Sultan Selim’in şirpençe’den öldüğü nakledilmektedir. Görüldüğü gibi Kürtçe ve Farsçada kef (=köpük) ile ilişkili sözler, mücavir alandaki halklara da intikal etmiştir.

    Ünlü Rus bilgini, 1908 Nobel Tıp ödülü sahibi İlya Meçnikov (1845-1916), Kafkaslar ve mücavir alanlarda yaptığı çalışmalarda kefirle de karşılaşmıştır. Meçnikov’un bağırsak sistemlerinin aktivitesine dair, araştırmaları bulunuyordu. Paris’te Pastör ile de çalışmalar yapan Meçnikov, probiyotikleri keşfeden olarak da bilinmektedir. Danimarkalı biyokimya profesörü Sigund Orla-Jensen, kefirin bağırsak florasına olumlu etkide bulunduğunu öne sürmüştür.

   Yukarı Fırat yöresinde süt köpüğünün toplanıp ayrı bir kaba konularak bekletildiği oluyordu. Buna Kürtçe kef-şir (=süt köpüğü) diyorlardı. Ekşimeye yüz tutarak içimi leziz oluyordu. Bununla birlikte, Bir süre, ayran kefirin yerini aldı. Sonra, yakın zamanlarda kefir yeniden keşfedilmiş gibidir.