Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Millet

13 Haziran 2020

     Halk, kalabalık, ahali, toplum. Sanskritçe mil (=bir araya gelmek, toplanmak, birleşmek) sözünden kaynaklandığı görüşündeyim. Aynı kökle bağlantılı olan Sanskritçe milita (=birleşmiş, bir araya gelmiş), milati (=karşılaşmak, biraraya gelmek) ve milinda (=bal arısı) sözleri bulunuyordu. Sanskritçe bu sözlerle bağlantılı olduğunu belirlediğim Eski Yunanca homilos (=halk kitlesi, avam, ahali, kalabalık); homilia, homilias veya homili (=meclis, toplantı), homiléo (=toplanmak, buluşmak, karşılaşmak), homiladón (=toplu halde, kalabalık halinde) ve homilitós (=sosyal, toplum içinde yaşayan) kelimeleri kullanılıyordu.

     Ahterî Mustafa Efendi, sözlüğünde mil (=kap dolusu nesne), milâ (=havuz; çok budaklı ağaç) sözlerini aktarmaktadır ki, bu sözler de aslında ‘çokluğu, kalabalık oluşu’ ifade etmektedir. Kürtçe mil (=akarsuların getirdiği kum veya toprak yığını) sözünün de aynı kökle bağlantılı olduğunu sanıyorum. Sanskritçe köklerden kaynaklanan Farsça mıllet, Kürtçe mıllet veya mılet, Tacikçe millat, Peştuca milet sözleri, ‘toplum, halk ahali’ karşılığında Orta Çağ öncesinde Arapçaya intikal etti. Bir süre sonra Arapçada ‘toplum’ veya ‘topluluk’ yerine sehven ‘din’ karşılığında kullanıldı. Millet kelimesinin sadece bir dinin mensupları olarak algılanması doğru değildir. Bir milletin içinde farklı dinlere inananlar veya hiçbir dine inanmayanlar olabilir. O nedenle, milleti dinle özdeşleştirmek cahilane bir tutum sayılır. Milel (=millet’in çoğul şekli; milletler) sözü de aynı kökten türetilmiştir. Millet kelimesine istinaden bir de milli kelimesi türetildi. En çok yanlış kullanılan da bu milli kelimesidir. Çünkü, milli denilince o ülkedeki bütün halkları, milliyetleri içine alan bir terim anlaşılır. Kendi etnik mensubiyetleri açısından kullanılan ve başkalarını dışlayan bir ‘milli’likten söz edilemez. Böyle bir ‘milli’liğin, milliyetçilikle özdeşleştirilmesi, bir ülkede tehlikeli sonuçlara yol açan bir tutum sayılır. Millet kavramına ne etnik kılıf  ne de dinsel kılıf giydirilebilir. Çünkü millet, bir coğrafya parçası üzerinde yaşayan duyguları, düşünceleri, inançları, dilleri, soyları birbirinden farklı olabilen insan topluluğudur. Orta Çağda din unsuruna dayandırılan millet kavramı, Yakın Çağda etnik unsura dayandırılmaya çalışılmıştır. Bu yönelimler, millet kavramının özüne aykırı bir durum oluşturmuştur. Görüldüğü üzere, bize bugüne kadar hem millet kelimesinin kökeni ve içeriği hem de tanımı yanlış yapılageldi.

     Millet ve milliyet aynı kökten türetilmiştir. Önceleri ikisi de millet olarak dile getiriliyordu. Sonraları bir toplumun tümü için millet, milleti oluşturan etnik topluluklar için milliyet kelimesi kullanılmıştır. Milliyetçilik, bir diğer ifadeyle kavmiyetçilik milleti parçaladığı için, toplum genelince itibarlı sayılmayan bir fitne olarak görülmüştür. O nedenle, milliyetçilik bir ülke içinde en asgari insani değerlere aykırı bir yönelim içinde olmuştur. Son yarım yüzyılda, birçok insan bir başka devletin vatandaşı olmak için baş vurmakta ve kabul görmektedir. Böyle olunca, millet kavramını “dil, din, ırk, soy, ve benzerleri”yle izah etmenin hiç bir mantığı kalmamıştır.

     Öte yanda, Doğu bilimciler, İbranice veya Yahudi-Hıristiyan Aramice milla, mella (=mefhûm, kelime) şekillerini millet kelimesine yol açan unsurlar olarak sanmaktadırlar. Nöldeke, millet kelimesinin Arapça amalla (=yazdırmak) ile ilişkili olabileceğini öne sürmüştür. Kur’an’ın 38 suresi 6. ayetinde geçen “milel” kelimesi ‘din’ değil, ‘milletler’ karşılığında ifade edilmiş. Millet’e ‘din’ karşılığını monte etmenin doğru olmadığı anlaşılmaktadır. Frantz Buhl, millet kelimesini ‘kelime’ veya ‘kavram’ karşılığındaki milla veya mella ile ilişkilendirmektedir. Bu yönüyle baktığımızda, Sumerce mu (=kelime, söz, beyan), İbranice milah (=kelime), Yunanca milao (=konuşmak), Arapça mil (=bir çeşit kalem), Akadca immitum (=kalem), Aramice/Süryanice mālal/melal (=konuşmak, söylemek), İbranice milon (=sözlük), Arapça kalima (=söz, sözcük), Aramice milla/mella (=kavram, kelime), Aramice/Süryanice mlt (=kelime) sözlerinin aynı kökten geldiği anlaşılmaktadır.

     Tüm bunlara rağmen, millet kelimesinin Sanskritçe mil (=bir araya gelmek, toplanmak, birleşmek), milati (=bir araya gelmek, karşılaşmak, toplanmak) ve milita (=birleşmiş, bir araya gelmiş) sözleriyle bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır. O nedenle, millet sözünün ‘kelime’, ‘konuşmak’ ve benzerleriyle bir ilişkisinin olmadığı görülmektedir.