Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Miskin

5 Mart 2020

    Acınacak durumda olan, gücü bir şeye yetmeyen, muhtaç, zavallı, aciz, perişan. Akadca muşkênu (=ihtiyaç sahibi) sözünden kaynaklanmıştır. İbranice miskēn, Aramice ve Süryanice meskin, Arapça miskin, Kürtçe mıskîn ve Habeşçe meskin şekliyle günümüze gelerek Türkçede de miskin şeklinde yer etmiştir. Hamurabi Kanunları’nda, varlıklı sınıf ile köleler sınıfı arasındaki ihtiyaç sahiplerini belirtmek için Asurice muškénu (=fakir) sözü kullanılmıştır. Asurice muškénu, bugünkü miskin sözüne dönüşmüştür. Arapçadan İtalyancaya mèschino, Fransızcaya mesquin şekillerinde intikal etmiştir. Sumerliler ‘ikinci sınıf insan’a maš-da diyordu. Akadlılar bunu muškēnu(m) olarak dile getiriyorlardı. Ayrıca, Sumerce maš-en-gag kelimesinin de ‘miskin’ karşılığında  kullanıldığı sanılmaktadır.

    Miskin sözü hem müzekker hem de müennes bir konumdadır. Buna rağmen, müennesi miskina ve çoğulu miskināt olarak da bilinmektedir. Kur’an’da fukara kelimesinin yanı sıra miskin kelimesi de oldukça fazla geçmektedir. Bu durum, o dönemde yoksulluğun, fakirliğin ve miskinliğin ne denli fazla olduğuna işaret etmektedir. İslamiyetin yayılma döneminde Ebu Sufyan’ın karısı, Miskina lakabıyla anılmıştır. Hz. Muhammed’e atfedilen bir hadiste şu ifadeler dikkatimizi çekmektedir: “miskin olarak yaşamama ve miskin olarak ölmeme müsâade et; beni miskinūn arasında kabûl et”. Bu hadis açısından “zamane müslümanları”na baktığımızda en lüks araç ve gereçleri kullanmak, mücevherlerle donanmak, gösteriş ve savurganca harcama zevki ve toplumun ihtiyaç sahipleri karşısında umursamaz pişkinlik içinde olmanın bir hayat tarzı olarak benimsenip uygulandığını görmekteyiz.

     Tasavvufta Tanrı karşısında acizlik belirmek de miskinliktir. Bu açıdan miskinlik, varlıktan ve benlikten kaçışı ifade etmektedir. Yunus Emre’nin şu dizeleri başlıca örnektir: “Dirildik pınar olduk, ırıldık ırmak olduk/Artık denize daldık, taştık elhamdülillah/Taptuğun tapusunda, kul olduk kapusunda/Yunus miskin çiğ idik, piştik elhamdülillah”. Yunus Emre, Taptuk Emre’nin sayesinde varlık ve benlik kaçışından bir süre de olsa uzaklaşabildiğini ifade etmektedir.