Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Şamata

11 Ocak 2020

     Gürültü patırtı. Bağırıp çağırarak eğlenme, hengâme. Sumerce ŠEM kök sözcüğüyle ilişkilidir. Gürültülü patırtılı sesleri ifade etmektedir. Akkadca ḫalḫallatum da Sumerce ŠEM ile birlikte velvele karşılığında dile getirilmiş olmalıdır. Sumerce KŠEM (=davul, darbuka vb) olarak bilinmektedir. Sumerce ŠAMAN ve Akkadca šamallûm, ‘seyyar satıcı ve bohçacı’ gibi çığırtkanları belirtmiş olsa gerektir. İbranice ḫmıḫm (=gürültü), Kürtçe xumxum (=uğultu), Rusça şum (=gürültü) sözlerinin tarihin en eski devirlerinden bu yana ‘gürültü’yü belirten sözler olarak ortak bir maziye sahip oldukları görüşündeyim. Rusçadaki şum (=gürültü) sözü aynı karşılıkta Bulgarca, Belarusça ve Hırvatçada da kullanılmaktadır. Moğolcada şimee sözünün ‘gürültü’yü dile getirdiği anlaşılmaktadır. Rusçadaki şum (=gürültü) sözü m/v dönüşümüyle Kazakçada şuv şeklinde yer almaktadır. Aynı karşılıkta, Tatarca ve Başkırtça şav sözünü görmekteyiz. İngilizcedeki show (=gösteri) da yukarıda belirttiğim kimi sözlerle bağlantılı olabilir.

     Şamata sözüne yer ayıran en evvel kaynaklardan diri de Meninski’nindir. Avusturya imparatorunun saray tercümanı olan Meninski (1623-1698), yazmış olduğu Osmanlıca sözlük ve gramer kitabında (1680), şemat ve şematet sözlerini -bugünkü şekle uyarladığımda- bir kimsenin başına bela, gam ve gussa geldiğinde buna şad olup sevinmek diye açıklamaktadır. Meninski, bu açıklamayı Arap alfabesiyle ve Latin alfabesiyle yazmıştır (Franciscus a Mesgnien Meninski, “Thesaurus Linguarum Orientalium, Turcicae, Arabicae, Persicae, instutiones, seu Grammatica Turcica”, Vienne 1680, sütun:2854-2855). İkinci baskısı 1756 yılında yapılan Meninski’nin sözlüğü Yakın Doğu dilleri sözlük yazımına önemli bir kaynak oluşturmaktadır.

     Ahmet Vefik Paşa, “Lehçe-i Osmanî”de “şamata” karşılığında “Bağrışma, gürültü, niza, velvele, yaygara basma” demektedir. Şemseddin Sami de “Kamus-ı Türkî”sinde “şamata” sözüne yer ayırmıştır. Sami, “şamata” sözünü “Gürültü, patırtı, yaygara, velvele” diye izah etmektedir. Ferit Devellioğlu, “Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat”ında Arapça kökenli olarak belirttiği şemâte (=şamata, gürültü, patırtı) ve şemâtet (=birinin kötü durumda olmasına veya düşmesine sevinme) sözlerini açıklamıştır. Hasan Eren, şamata sözünü Suriye Arapçasına ait saydığı şamata (=hengâme, gürültü) sözüne bağlamıştır. Şamata şeklinin morfolojik açıdan Aramice ve Süryaniceye özgü olduğunu sanıyorum: Şaburta, ribata vb gibi.

     Şamata sözü Kürtçede şemate (=gürültü patırtı) şekliyle telaffuz edilmektedir. Aynı dilde şematekar (=gürültücü), bışemate (=gürültülü) ve bêşemate (=gürültüsüz) sözleriyle karşılaşmaktayız. Farsçada şamata sözü yerine “ser û seda”, “hay û huy” ve “qıyl û qal” sözleri kullanılmaktadır.