Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Saray

8 Nisan 2020

         Tarihte kral, firavun, şah, padişah, imparator, çar, han, sultan ve benzeri unvanlarla anılan hükümdarların ikâmet ettiği büyük ve gösterişli bina. Saray sözü seray şekliyle mecazi olarak bir kısım İran Dillerinde ‘cihan’ ya da ‘alem’ karşılığında da kullanılmıştır. Avesta Dilinde ‘korumak ya da korunmak’ karşılığındaki thra köküne istinaden thrayeinti sözünden kaynaklanmaktadır. Eski Farsça trā>trāyatē (=korunmak, korumak) olarak bilinmekle birlikte, srāda şekliyle de belirtiliyordu. Sonraları Partça ve Pehlevicede kullanılan sraitan kelimesi de aynı açıdan ifade edilmiştir. Farsça ve Kürtçe seray şekliyle dile getirilmektedir. ‘Avlu’ karşılığındaki Ermenice srah ya da srahak sözlerinin de aynı kökenden gelmiş olduğu anlaşılmaktadır. Zamanla Türkçede de telaffuz edilen saray sözü Arapça kaynaklarda şaray şekliyle de aktarılmıştır. Manisa’nın Salihli ilçesine 9 km. mesafede ve İzmir-Ankara kara yolu çevresinde bulunan ve bir süre Lidya devletinin başkenti olan Sardes kentinin adının da saray sözünü içerdiği görüşündeyim. Sardes adının, Eski Farsça srāda ve Pehlevice sraitan kelimeleriyle bağlantılı olduğu kanısındayım. Burada mevcut olan ve İzmir-Ankara kara yolundan çıplak gözle görülebilen bir İlk Çağ yapısı olan saray binası halen ayaktadır. Yakınında bulunan Sart kasabası da adını Sardes’ten almıştır. Persler, Lidya egemenliğine son verince, Yunanlıların Kyros diye andıkları Pers kralı Kurêş, Sard/Sart kentini satraplık (=eyalet) merkezi olarak seçti ve burada birtakım yapı faaliyetlerinde bulundu. Bu bağlamda, Sard ya da Sart adının Perslerden kalmış olduğunu sanıyorum. Önceleri bu kent, Hyde adını taşıyordu. Homeros, “İlyada”da bu kentten Hyde diye söz etmektedir. 

         Serā ya da serāy kelimeleri Farsçadan alınarak Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de yaygın olarak kullanılmıştır. Bu dönemde, birçok kervan-saraylar (<kārbān-serā) yapılmıştı.  Serā (=saray) kelimesinin İran coğrafyasından Selçuklu ve Osmanlıya intikaliyle birlikte, Osmanlılarda çeşitli alanlarda kullanılmıştır. Bu açıdan, Osmanlılarda, harem-serā, mihnet-serā, halvet-serā ve zulmet-serā mekânları bulunuyordu. Altın-ordu devletinin başkenti de Saray adıyla biliniyordu. Arap kaynaklarında bu kentten Şaray diye söz edilmektedir.

      Saray kelimesi, Ön Asya’dan Balkanlara dek geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Balkanlardaki Sarayevo kent adının ‘saray evi’ sözünden dönüştüğünü sanıyorum. Burada Osmanlı hakimiyetinden önce küçük bir kasaba olarak Vhrbosna bulunuyordu. Saray-bosna adında, yine saray kelimesiyle karşılaşıyoruz.

       Hatay’ın Reyhanlı ilçesinin yöre halkınca kullanılan adlarından biri de Saray idi. Halk arasında Reyhanlı için Saray denilmesinin nedeni, Müşir Derviş İsmail Paşa’nın burada bir saray yaptırmasındandır. Tekirdağ’ın Saray ilçesi ise Sultan Süleyman’ın veziri Ayas Paşa’nın burada yaptırdığı konak/saray’dan dolayı Saray adıyla anılmaya başlanmıştır. Tekirdağ’ın Saray ilçe merkezi önceleri küçük bir kasabaydı ve bir zamanlar Vize’ye bağlı idi. Bu nedenle, Saray-ı Vize adıyla biliniyordu. Denizli’nin Sarayköy, Konya’nın Sarayönü, Sinop’un Saraydüzü ve Yozgat’ın Saraykent ilçeleri ‘saray‘ ön ekli yer adlarındandır. Saraycık, Sarayözü, Sarayköy, Saraydüzü, Sarayhan, Sarayova, Sarayyeni, Saraytepe, Saraymağara, Saraypınar, Sarayatik, Saraybosna, Sarayyanı, Sarayaltı, Saraykışla, Saraydurak, Saraylı, Saraylar gibi saray ön ekli köy, mahalle ve sair yerleşim yerleri adlarıyla karşılaşmaktayız.

       Buna karşılık, saray son ekli yerleşim yerleri de bulunmaktadır: Aksaray ilinin yanı sıra Van’ın Bahçesaray ilçesi bunlardandır. Ayrıca,  Bahçesaray adıyla birden çok mahalle kayıtlıdır.  Konya’nın Çumra ilçesinde Apasaraycık mahallesini de bunlara ekliyoruz. İstanbul’un Fatih ilçesinde ve diğer bir kısım yerlerde Aksaray mahalleleri mevcuttur. Antalya’nın Muratpaşa ilçesi başta olmak üzere bir kısım yerlerde Kızılsaray adını taşıyan mahalle ve köyler bulunmaktadır. Adıyaman ve Niğde merkeze bağlı Eskisaray mahalleleriyle aynı adı taşıyan bir yerleşim yeri de Uşak merkeze bağlıdır.  1960’lı yıllarda Bingöl kent merkezinde bir mahalle Saray Atik adını taşıyordu. Atik sözcüğü Arapça ıtk kök sözcüğünden kaynaklanmaktadır ki, bir karşılığı da ‘eski’ demektir. Bu takdirde, Saray Atik adı ‘eski saray’ karşılığında ifade edilmiştir.  İstanbul’da Eminönü meydanının takriben 600 m doğusunda yer alan Saray Burnu, İstanbul Yarımadasının boğaza en fazla sokulu bulunan kara parçasıdır. Yakınında Topkapı Sarayı bulunduğundan Saray Burnu adı kullanılmıştır. Bizans İmparatorluğu döneminde bugünkü Saray Burnu’na Angulus Sacti Demetrii (Aziz Demetrius Burnu) deniliyordu. Konya’nın Sarayönü ilçesi Haçlı Seferleri zamanında Tolobası adı verilen ‘in’lerde ikâmet edilmesi nedeniyle Saray İni adıyla biliniyordu. Zamanla Saray İni adı Saray Önü olarak değiştirilmiştir. XIX. yüzyılda Ankara yakınlarında bir köy de Saray adını taşıyordu.

      Sumerlilerde ve Eski Mısırlılardan bu yana hükümdarların saraylar yaptırdıkları belirlenmektedir. Sumerce e-gal ‘saray’ demekti. Sumercede E ön harfi ‘ev’i, gal ise ‘büyük’lüğü belirtiyordu. Akadlılar buna ekallum dediler. Mısır’ın Teb kentinde Firavun III.Tutmosis (İÖ.1504-1450) ve III.Amenofis (İÖ.1417-1379) tarafından yaptırılan saraylar, tarihin görkemli sarayları arasında yer almaktadır. Adı geçen firavunlar, kendi dönemlerinde güzel sanatları, mimariyi ve tıp çalışmalarını teşvik etmişlerdi. Sonraları Eski Çinliler, Asurlular, Babilliler, Maya’lar, Japonlar, Selçuklular ve Osmanlılar birçok saraylar yaptırdılar. Rusya’daki Petersburg kentinde çarlık dönemine ait olan saraylar ile Avrupa’da XVI. yüzyılda yaptırılan saraylar bugün de önemini kaybetmemiştir.