Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Sarmısak

17 Aralık 2019

     Kaşgarlı Mahmut, XI. yüzyılda bu sözcüğü sarmusak adıyla belirtmektedir. O dönemde samursak şeklinden de söz edilmiştir. Dil bilimci Gerhard Doerfer; Zajaczkowski’nin sarmısağın sar kökünden geldiği yönündeki açıklamasının şüpheli olduğunu söylemektedir (Gerhard Doerfer, “Türkische und mongolische Elemente im Neupersischen”, I-IV, Wiesbaden 1963-1975, s.1238). Doerfer’in, bu sözcüğün Moğolca ve Tacikçe’ye Türkçeden geçtiği görüşüne katılmıyorum. Moğolcaya geçmiş olabilir; oysa, Tacikçede daha önceleri sir (=sarmısak) şeklinde var olduğunu belirliyorum. Moğolcada sarmis (=sarımsak) şekliyle karşılaşmaktayız. Bununla birlikte, Doerfer’in Orta Türkçe sarmusak şeklinin Türkçedeki orijinal şekli olduğu görüşüne ben de katılıyorum. Sarımsak ya da sarmısak sözcüğü Azericede sarımsag; Kazakça, Tatarca ve Türkmence sarımsak, Uygurca samsak, Özbekçe särimsàk, Kırgızca sarmısak ve sarımsak şekillerinde telaffuz edilmektedir.

     Bahaeddin Ögel, “sarmısak” başlığı altında, bu bitki adının özgün şeklinin sarmısak oluşuna değinerek, “Türklerin sarmısak deyişi, Moğollara da sarımsak olarak geçmiştir” demektedir (Bahaeddin Ögel, “Türk Kültür Tarihine Giriş”, II, Kültür ve Turizm Bak. Yay., Ankara 1985, s.251-252). Türk Ansiklopedisi’nde “Sarmısak veya Sarımsak” başlığıyla birkaç cümleyle bu bitkiye değinildikten sonra “sarmısak otu” ve “Sarmısaklı Barajı” madde başlıkları yazılmıştır. Dil bilimci Hasan Eren, “diyalektlerde geçen sarımsak biçimlerinin tanıklığına dayanarak sarmusak biçiminin sarumsak diye okunması da düşünülebilir” açıklamasını yapmaktadır (Hasan Eren, “Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü”, Ankara 1999, s.357). Eren, sarmusak‘tan sarımsak‘a geçişinin “göçüşme (métathèse) yoluyla oluştuğu anlaşılıyor” cümlesini eklemektedir (Eren, agy). O halde şu sonuca varıyoruz: Anadolu’da yaygın olarak telaffuz edilen sarmısak şekli doğru olanıdır.

     Sarmısak sözü Farsça ve Tacikçe sir, Kürtçe sîr olarak dile getirilmektedir. Bir de sarmısağın etimolojik kökenini irdeleyelim. Önce sarmısağın şekline bakalım. Tıpkı bir kafa ya da baş görünümündedir. O nedenle, bana göre sarmısağa bir kısım Aryen Dillerde- ‘kafa’ ya da ‘baş’a benzediğinden- sir/sîr (=baş, kafa) adı verilmiştir. Çünkü, sarmısağın dünyada en çok ekildiği ülkelerin ikincisi Hindistan’dır. Çin’i takiben, Hindistan ve mücavir ülkeler yer almaktadır. Hintçe sir; Peştuca, Farsça, Kürtçe, Urduca ve Sindhice ser sözleri ‘baş, kafa’ karşılığındadır. Tacikçe sar, Pencapça sira, Sanskritçe siras/şiras sözleri ‘baş, kafa’ demektir. Sarmısağın ‘baş, kafa’ şeklinde oluşu ve bu dillerin bir kısmında ‘baş, kafa’ karşılığındaki sözlerle ‘sarımsak’ karşılığındaki sözlerin ya aynı ya da benzer oluşları dikkatimi çekmektedir. O nedenle, sarımsağı belirten sir/sîr sözünün söz konusu sözcüğe temel oluşturmuş olması mümkündür. Mütercim Âsım Efendi, sözlüğünde sîr başlığı altında “sarımsak manasınadır ki soğanın biraderidir” demektedir (Mütercim Âsım Efendi, “Burhân-ı Katı”, haz. Mürsel Öztürk-Derya Örs, TDK Yay., İstanbul 2009, s.686).

     Şemseddin Sami, “sarımsak” başlığı altınca Farsça karşılığının sîr olduğunu belirttikten sonra köşeli parantez içinde “Birbiri üzerine zarları sarılı olmasından dolayı bu isimle tesmiye olunmuştur” bilgisini aktarmaktadır (Şemseddin Sami, “Kamus-ı Türkî”, TDK Yay., haz. Paşa Yavuzarslan, Ankara 2015, s.1045). Sami’nin bu yöndeki ilişkilendirmesi benim de sarmısağa her baktığımda ya da aklıma geldiğinde düşündüğüm bir olgudur. Ancak, buna karşın yine de sarmısak ya da sarımsak sözünün tanelerinin sarılı oluşuna istinaden adlandırılmış olduğundan emin değilim. Çünkü, bir kısım dillerdeki ‘baş, kafa; sarmısak’ karşılığındaki sir, sîr ve sar sözcüklerinin sarmısaktaki sar ön hecesiyle bağlantılı olduğunu akla getirmektedir.

     Bununla birlikte, sarmısak mı, sarımsak mı demeli tartışması günümüzde de devam etmiş görünmektedir. Bana göre, ilk şekli olan ve Kaşgarlı Mahmud’un takriben bin yıl kadar önce aktardığı sarmusak şeklinin Anadolu’daki kullanımı olan sarmısak sözü esas alınmalıdır. Bu nedenle, Türk Dil Kurumu’nun, yazım kılavuzunda sarımsak değil, Anadolu Türkçesinde yaygın olarak kullanılan sarmısak sözü yer almalıdır. Kimi zaman yazılarımda kendimi sarımsak demeye zorlasam bile, günlük kullanımda, ben de sarmısak diye telaffuz ediyorum. Bkz. Sirke.