Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content

 

 

 

 

 

 

 

 

Serhat

30 Ağustos 2020

     Sınır, hudut, hat; üst sınır, yukarı sınır, kuzey sınırı. Farsça ser (=baş, yukarı, üst; kuzey) ve had (=sınır, hudut) sözlerinden oluşmaktadır. Farsçadaki had sözü Arapça hadd (=sınır, hat) kelimesinden alınmıştır. Farsçada ‘sınır’ karşılığında İranî Dillere özgü olan marz sözünün yanı sıra had ve serḥad kelimeleri de ifade edilmektedir. Kürtçe ve Beluçça ser, Tacikçe ve Urduca sar, ‘baş, üst, yukarı’ karşılığındadır. Arapça hadd kelimesi, Farsça had, Kürtçe ḥet ve Türkçede hat şekliyle biliniyor. Farsça ve Urduca serḥad, Tacikçe sarhad, Kürtçe serhad, Azerice serḥed, Sindhice serḥad ve Türkmencede serhet sözleri ‘sınır’ı ifade ediyor. Türkçede ‘serhat şehrimiz’ sözüyle sınır kentler belirtilmektedir. Bugünkü Anadolu devlet sınırlarına göre serhat kentler denince genellikle Kars, Ağrı, Ardahan ve Iğdır algılanıyor. Rumeli tarafında Edirne’nin de serhat kent diye belirtildiği görülüyor. Bu algılamadan yola çıkarak, serhat kentler denince yaygın olarak yukarı veya kuzey yönündeki kentlerin dile getirildiği anlaşılmaktadır.

     Osmanlı sarayında üst düzey makam sahipleri, samur kürkten yapılan ve serhaddî adı verilen bir çeşit kaban giyiyorlardı. Arapça, Farsça ve Osmanlıcada serhaddāt (=sınırlar, hudutlar, serhatler) ve serhaddār (=sınır muhafızı) kelimelerinin de telaffuz edildiği görülüyor. Şahıs adı olarak yaygınlaşan serhat adının ‘sınır’ değil; ‘en üst olan baş’, ‘üstün baş’ karşılığında algılanması daha uygundur. Kimi ailelerde ilk ve son doğan çocuklara da serhat adının verildiği oluyor. İlk doğan ‘ilk’ olması açısından, son doğan ise yeterli olsun veya sınırlansın diye adlandırılmış olmalıdır.