Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Tersane

16 Ağustos 2019

      Gemi imal ediler yer. Tersane sözcüğünün kökenine dair başlıca iki farklı görüş bulunmaktadır. İlkine göre, tersane sözcüğü Arapça dârüsınâati’l-bahr (dârü’s-sınâa) terkibinden kaynaklanmıştır. Buna göre, dârü’s-sınâa ifadesi İspanyollar aracılığıyla Avrupa’ya intikal etti ve İspanyollar bunu atarazana diye telaffuz ettiler. İngiliz Webster sözlüğüne göre, dar’üs-sınâa sözünü İspanyollar Araplardan almıştır (s.29). Mehmet Şükrü Bey, “Esfar-ı Bahriyye-i Osmaniyye” adlı eserinde (bkz. s.148) tersane sözcüğü üzerine mevcut görüşlerden yola çıkarak bu sözcüğün Arapçadar-ı sina”dan dönüştüğünü aktarmaktadır. Ahmet Rıfat Efendi ise, “Lûgat-ı Tarihiyye ve Coğrafiyye” (I-II, İstanbul 1299) adlı kitabında tersane sözcüğünün “tersahane”den dönüştüğünü açıklamaktadır. Buna göre, İstanbul’un fethinden sonra Sultan Mehmed, Hıristiyan savaş tutsaklarını Tersahane adlı bir binada tutuklu bulundurmuştur. Osmanlılarca da kullanılan Farsça tersa sözcüğü ‘Hıristiyan’ karşılığında telaffuz ediliyordu. Rıfat Efendi, Arapların ‘tersane, liman’ karşılığında mersâ sözcüğünü kullandıklarını ve bunun için “dar-üs sınaa” sözüne gerek duymayacaklarını öne sürerek, tersane sözcüğünü “tersahane”ye bağlamıştır. Mehmet Şükrü Bey, Ahmet Rıfat Efendi’den aktarmalar yaptıktan sonra, kendi incelemesine göre, Ahmet Rıfat Efendi’nin görüşlerine katılmadığını beyan ederek, tersane sözünün dar-ı sina’dan kaynaklandığını öne sürmüştür.

      Tarihe bakacak olursak, gemi yapımının Sumerlilerden itibaren bilindiğini, onlardan sonra da Fenikelilerin bu alanda ileri düzeye vardıklarını belirlemekteyiz. Sumerliler tersane karşılığında “mar-sa” sözcüğünü kullanıyorlardı. Bu bağlamda, gemi ustalarına “lumar-sa” diyorlardı. Bu açıdan, Sumerlilerin “mar-sa”sı Araplarca mersâ şeklinde telaffuz edilmiştir.

     Mehmet Zeki Pakalın, “Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü”nde (C.I, MEB Yay., İstanbul 1993, bkz. s.463) şu tespitlerde bulunmaktadır: “Tolonluların, Fatımilerin de tersaneleri vardı. Osmanlılar ilk gemileri İzmit kıyılarında (Karamürsel)de yaptıkları için Osmanlıların tersanesi şüphesiz ki pek iptidaî bir surette de olsa orada tesis edilmiş demektir. (Gelibolu) fethedilince tersane daha müsait olan bu şehre nakledilmiş ve (İstanbul)un fethine kadar tersanelik vazifesini (Gelibolu) görmüştür.”

     Hıristiyan tutsakların angarya olarak çalıştırıldıkları askeri çalışma kamplarına Tersahane denildiği ve tersane adının da buradan kaynaklandığı savı dikkate değer taraftar bulmuş gibidir. Yunanca nafpigeio ya da tarsanas, Latince navalia, İspanyolca astillero, Portekizce estalerio olarak bilinirken İranlılarca kar hane-i keştisazi (gemi imal fabrikası) diye dile getirilmektedir. Bu yönüyle bakılınca, tersane sözcüğünün Osmanlılarca İstanbul’un fethinden sonra kullanılmış olduğu kanısını güçlendirmektedir.