Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Yel

14 Nisan 2020

     Rüzgâr, esinti. Türkçede romatizmal ağrılara ve bağırsak gazına da yel denilmektedir.  Türkçeye yakın diller olan Kazakçada jel, Kırgızcada cel, Tatarcada cil, Başkırtçada yil ve Uygurcada yäl şeklinde bilinmektedir. Buna karşılık, Azerice ve Türkmencede yel diye telaffuz edilmektedir. Türkçedeki yel sözü, Hint-Avrupa Dillerinin en eskilerinden sayılan Sanskritçe il (=yelmek, acele etmek, hızlı gitmek) sözüne dayanmaktadır. Bir zamanlar Türkçede yelmek (=hızlı gitmek) sözü kullanılıyordu. Omiros’ta eōlos (=hızlı, çabuk) sözüne istinaden Êolos (=yel tanrısı) mevcuttu. Eski Yunanca âella (=fırtına, kasırga) ve âellaios (=fırtınalı) sözleri telaffuz ediliyordu. Buna mukabil, Gotçada illu (=yelmek, hızlı gitmek) olarak bilinirken, bununla bağlantılı Almancada Eil-en (=acele etmek) denilmektedir.

     Türkçede saatlerin iki ibresinden uzun olanı yelkovan diye bilinmektedir. Saati gösteren akrebe göre, dakikaları gösteren yelkovan daha hızlı hareket ettiğinden yelkovan adını almış olmalıdır. Ayrıca, rüzgârla, esintiyle sönmeyen kalın fitilli mumlara yel mumu adı verilmişti. Çocukların kullandığı atıldığında sadece ses çıkaran oyuncak tüfekler ise halk arasında yel tüfeği diye bilinmektedir. Yele vermek deyimi, ‘boşa harcamak’ karşılığındadır. Yel yeperek ise, ‘acele ediş’i belirtmektedir. Halk arasında yel alıp poyraz satmak sözü, ‘yaptığı iş karşılığında eline bir şey geçmemek’tir.

     Bir kısım yer adlarında yel sözünü görmekteyiz. İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde Yelki Mahallesi, Kocaeli’nin Darıca ilçesi Piri Reis Mahallesi’nde Yelkenkaya semti, Antalya’nın Akseki ilçesinde Yelkaya köyü bu açıdan örneklenebilir.