Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Yıldız

31 Ocak 2020

     Gökyüzündeki ışıklı cisimlerin her biri. Geleneksel olarak Güneş ve ay hariç tutuluyordu. Orta Türkçe yultuz (=yıldız, gezegen) sözünün yulduz şekline de büründüğü belirlenmektedir. Kaşgarlı Mahmud, yaldra (=az ışımak, az parlamak) ve bunun yaldrı şeklinden söz etmektedir. Kaşgarlı yaltur (=ateşi alevlendirmek) kelimesini de belirtmektedir. Kaşgarlı, yıldız karşılığında ‘ağacın kökü, damarı’ şeklinde açıklama yaparken yula (=kandil) kelimesini de sözlüğüne almıştır. Kaşgarlı’nın aktardığı yulduz (=yıldız, yıldızların genel adı) kelimesi bugün Türkçede kullanılan yıldız sözünün karşılığıdır.

    Geleneksel olarak yıldız sözüyle ‘sarı’ renginin karşılığındaki sözler etimolojik açıdan örtüşmektedir. İngilizce yellow, İtalyanca giallo, Rumence galben, Almanca gelb, Flemenkçe geel, İsveççe gul, Danimarkaca gult sözleri ‘sarı’ demektir. İngilizcede gilding, ‘yaldız’ı ifade etmektedir.

     Yıldız sözü Sumerce EL/IL (=parlamak, ışık saçmak, parlak olmak), Akadca ellu (=parlaklık, nur), Kıptice hel/her (=ocak) ve ul/ur (=alev, ateş), Sanskritçe ul (= yanmak, alev alev olmak, tutuşmak parıldamak), Yunanca ele (=Güneşin ışığı ya da ısısı) ve Helios (=Güneş); Gotça eld (=ateş), Almanca hell (=parlak) sözleriyle karşılaşmaktayız ki, bunların yıldız sözüyle ortak bir kökene dayanmış olduklarını söyleyebiliriz.  Arnavutça ylli (=gök cismi olarak yıldız) sözünü de bunlara ekleyebiliriz.

     Gökyüzündeki ışıklı cisimler için Azerice ulduz, Özbekçe yulduz, Başkırtça yondoz, Kırgızca cıldız, Kazakça juldız, Tatarca yıldız, Uygurca jultuz ve Türkmence yıldız sözleri kullanılmaktadır.