Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
Etimolojik Açıdan
Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

 

 

 

 

 

 

 

 

Zımpara

8 Mart 2020

     Aşındırma ve traşlama için kullanılan ince ve sert kum parçacıkları. Farsça sunbāde (=zımpara taşı) sözünden Arapçada sunbadec şekliyle yer almıştır. Farsça orijinli bu sözdeki ‘d’ harfinin yerini ‘r’ harfi alıyor. Böylece, kimi değişikliklerle sumparé ve simparé şekillerine bürünüyor. Türkçede ise zımpara şekline dönüşüyor. Ahterî Mustafa Efendi, XVI. yüzyılda yazdığı “Ahterî-i Kebir” adlı sözlüğünde, “sünbâzih” maddesi altında “Zımpara dedikleri taş ki Farıside seng-pâre derler” cümlesini kurmaktadır. Şemseddin Sami, sözlüğünün “zımpara” maddesinde kelimenin aslının Farsça sümpâre olduğunu aktarmaktadır. Sami, “zımpara kâğıdı”nı “Demir ve tahta cilâlandırmak ve aşındırmak için üstüne bu kumdan yapıştırılmış kâğıt veya bez” olarak açıklamaktadır (Kamus-ı Türkî). James W. Redhouse, “zımpara” sözünü “Simpâre ve sümpâre tesmiye olunup demir vesair madeni açıp cila vermeye kullanılır bir nevi siyah toz” diye açıklamaktadır (Müntehabât-ı Lügât-i Osmâniyye).

   Günümüz Farsçasında seng-i senbade olarak da bilinmektedir. Kazakça zimpara ve Kürtçe zımpere diye telaffuz edilmektedir. Buna karşılık, Özbekçe ḳumḳàğàz, Tatarca najdaklı käğaz, Türkmence nacdak kāğızı, Uygurca biläy kum ḳäğızi, Kırgızca cılmalō kağazı, Azerice sıḩılmış kâğız olarak dile getirilmektedir. Bu örneklerden de görüleceği üzere Fasçadan Türkçeye yakın dillere intikal etmeyen pek az kelimeden biridir zımpara (<sunbāde) sözü.