Etimolojik Açıdan

 

 

Son Eklenenler

Bilal Aksoy

Göl

24 Mayıs 2026

     Denizlerle bağlantısı olmayan karaların içindeki durgun su birikintisi, içi su dolu çukur. Geç Orta Çağ Türkçesindeki köl (=havuz, birikmiş su, göl) sözcüğüyle bağlantılıdır. Bu sözcük Kürtçe gol (=göl, su birikintisi) sözcüğüyle aynı köktendir. Aynı dilde golık ‘su çiçeği’ni ifade ediyor. Orta Farsça kōl (=çukur) sözcüğüyle ilişkilidir. Bu sözcük Eski Farsça kole (=çukur) sözcüğüne dayanıyor. ‘Çukur açmak, kazmak, eşmek’ karşılığındaki Farsça koliden ve Kürtçe kolandın yüklemleri de Eski Farsça kole (=çukur) sözcüğüne dayanıyor. Urduca chil (=göl), Hintçe ve Pencapça jhila sözcükleri ‘göl’ karşılığındadır. Bu sözcüklerin ‘göl’ sözcüğüyle etimolojik münasebetinin olması uygundur. Eski Yunanca kilia (=çukur, oyuk) sözcüğü aynı dilde ve aynı karşılıktaki koila şekliyle bağlantılıdır. Bu sözcük aynı zamanda ‘vadi’ karşılığıyla da bilindiğinden Manisa’nın Kula ilçesi adını buradan almaktadır. Bu bağlamda Ardahan’ın Göle ilçesi önceleri Kola adını taşıyordu. Sanskritçe kūla (=sahil, su kenarı; yamaç) ve Tamilce kuḷam (=göl, gölet) sözcükleri ‘göl’ sözcüğüyle etimolojik bir ilişkiyi akla getirmektedir. ‘Çukur’ karşılığındaki Akadca kalakkum sözcüğü aynı karşılıktaki Sumerce gala sözcüğüne dayanıyor. Sumerce gala (=çukur) sözcüğü ‘göl’ sözcüğünün kökeni olabilir. Kıpçakça, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, Türkmence ve Uygurca köl, Başkırtça ve Tatarca kül, Yakutça küöl, Azerice göl.