Etimolojik Açıdan

 

 

Son Eklenenler

Bilal Aksoy

Kara

18 Ağustos 2020

   KARA (I)    Siyah, ak karşıtı, koyu renk; mecaz olarak kötü, kötülük. Kara kaşlı, kara gözlü gibi örneklerde olumlu olarak söz edilir. Kara günler, kara baht denilirken olumsuzluk vurgulanır. Bu bağlamda, birine kara çalmak, bir kimseye iftira atmaktır; bir başka deyimle onu lekelemektir. Renk ifade eden kara, Sanskritçe kāla (=kara, siyah, koyu mavi) sözcüğüne istinat etmektedir. Sanskritçe kala sözü l/r dönüşümüyle Türkçede kara şeklinde yer alır. Omiros’ta geçen kelenós (=kara, karanlık) ve Kürtçe qere sözleri, Sanskritçe kāla (=siyah) ile bağlantılıdır. Orhon Yazıtları’ndan bu yana Türkçede ḳara sözcüğü kullanılmakla birlikte, bu sözcüğün Güney Asya’nın Aryen Dillerinden kaynaklanmış olduğunu sanıyorum. Bu bağlamda Hintçe, Bengalce ve Pencapça kālā, Nepalce kālō, Sinhalice kalu, Marathice kala, Sindhice karu veya karo, Tamilce karappu, Malayamca karupp kelimelerinin ortak bir etimolojik kökenden geldiği anlaşılmaktadır. Moğolcada ḥar ve Türkçede ḳara/qara şekliyle yerleşmiştir. Rusça ve çevresindeki Türkçe ile Türkçeye yakın dillerde r harfinin baskın olarak telaffuz edildiği görülmektedir. Bu nedenle, kala sözünün kara şekline bürünmesi filolojik açıdan görülebilen bir durumdur. Farsça siyah sözü Kürtçede kullanılmaz. Kürtçede reş ve ḳere sözcüklerinin Farsçasiyah’ sözcüğü karşılığında kullanıldığı görülmektedir. Aynı dilde yer adları için yaygın olarak ḳere sözcüğü telaffuz ediliyor: Ḳereyazi, Ḳereçor, Ḳereborık gibi. Bu durum Türkçe ve Türkçeyle akraba dillerde de görülmektedir. Bu açıdan Özbekçe qora; Uygurca, Kazakça, Kırgızca ve Tatarca kara, Azerice ve Türkmence gara şeklinde dile getirilmektedir. Sanskritçe kala ile Sumerce dara (=karanlık) arasında  fonetik yakınlık söz konusuduur. Kürtçe tari (=karanlık) sözcüğü ise Sumerce dara (=karanlık) sözcüğünden evrilmiştir. 

   KARA (II)   Yeryüzünün denizle örtülü olmayan kısmını ifade eden kara sözcüğü ise Arapça qārra (=denizle örtülü olmayan topraklar) sözcüğünden alınmadır. Bu sözcük Akadca qerbetum (=arazi, toprak) ve Sumerce girim (=toprak parçası) sözcükleriyle ilişkili görünmektedir.