29 Ocak 2021
Kıvrım, bükülmüş ve dürülmüş olan şey, boru, oluk, bükle, saç kıvrımı. Farsça lūle (=boru, namlu) kelimesi Kürtçe lüle, Tacikçe lūle ve Beluçça lule şekliyle mevcuttur. Lule’nin Kürtçede çok eski bir kelime olduğu belirleniyor. Bir zamanlar tütün çubuklarının ucunda pişmiş çamurdan yapılma tütün yuvası bulunuyordu. Bunlara da lüle denildiği gibi çeşme ağzına ve kâğıt külaha da lüle deniliyordu. Farsçada lūle şuden (=kıvrılmak, dürülmek), lūle kerden (=rulo yapmak, boru yapmak), lūl ḥorden (=yılankavi olmak), lūle sâhten (=boru haline getirmek), lūlesâz (=borucu), lūlîden (=kıvrılmak, dolanmak), lūlekeşî (=boru döşeme), lūlekeş (=boru döşemeci) ve benzeri birçok lūle’li sözler bulunmaktadır. Kürtçede de lûle’li sözleri görüyoruz. Kürtçede lûleper (=su zambağı), lûleyî pîledar (=dereceli su kabı), lûlık (=delikli boru, dikiş mekiği arasındaki boşluk) ve lûl (=saç kıvrımı; aşı) lûl kırın (=aşı yapmak), lûlaḳ (=dizden aşağı baldır kemiği), lûlık (=ağız kısmı boru şeklinde küçük testi; dokuma mekiği ortasındaki uzunca delik) ve benzer sözler bulunmaktadır. Türkçeye de yerleşen lüle kelimesi bu dilde lületaşı sözüyle ünlüdür. Lületaşı Eskişehir yakınında bulunan ve ağızlık benzeri eşyalar yapımında kullanılıyor. Bu taşa o nedenle Eskişehir taşı da deniliyor. “Yar saçları lüle lüle/ Yar benziyor beyaz güle” (Yesârî Âsım Arsoy).