27 Şubat 2021
Bir canlının hayatının son bulması. Orta Çağ Türkçesindeki ölöm (=ölüm) sözcüğünden. Bu sözcük aynı dildeki öl (=ölmek) sözcüğünden türetilmiştir. Türkçedeki öl (=ölmek) sözcüğünün İlk Çağ’da Eski Yunancada bilinen ollymi (=öldürmek, ölmek, yok etmek, ortadan kaldırmak, yıkmak), oléō (=yok olmak, yok etmek, ortadan kaldırmak, imha etmek) ve oloós (=ölümcül, ölüm getirici) sözcükleriyle etimolojik ilişkisi olabilir. Eski Yunancanın Attika lehçesinde olō (=ölmek, öldürmek, yok etmek) şekliyle kullanılmıştır. Orta Çağda Türkçede öl sözcüğü iki açıdan ifade ediliyordu. İlki ‘ıslak, nem, yaş’; ikincisi ‘ölmek’ karşılığında telaffuz edilmiştir. O nedenle Kaşgarlı Mahmud öli sözcüğünü ‘ıslanmak’ karşılığında açıklıyor. Kaşgarlı öldi sözünü ‘ayağı aşınmak, yaralanmak’; ‘ölüm’ü ise yine aynı şekliyle ‘ölüm’ ve ‘ölen kişi’ karşılığında ölüğ sözcüğünü aktarmıştır. Türkçeye yakın dillerden Uygurca, Türkmence, Kazakça ve Kırgızcada ölüm, Başkırtça ve Tatarcada ülim şekliyle yer etmiştir.