28 Ocak 2020
Alev, ateş alevi. Bayan adlarından. Arapça şu’le (=alev) sözcüğünden. Aynı dilde bu sözcüğün çoğulu şual (=alevler) olarak bilinmektedir. Kürtçe şewle, Farsça şu’le ‘alev, yalaz’ demektir. ‘Işın’ ya da ‘şua’ karşılığında Kazakçada sävle, Türkmencede şöhle ve Uygurcada şola şeklini almıştır. Arapça şu’le sözüne Farsça son ekler eklenerek yeni sözler oluşturulmuştur: şu’le-zeden (=alevlenmek), şu’le-numa (=alev gösteren, alevli), şu’le-sâz (=alevlenen), şu’le-dar (=alevli), şu’le-gah (=alev yeri), şu’le-nisar (=alev saçan), şu’le-gîr (=alev alan, tutuşan), şu’le-riz (=ateş saçan), şu’le-i cihân-sûz (=cihanı yakan ateş) gibi. Sinhalice siluva, Malayamca juala ve Nepalce jvala. “Bir şu’lesi var ki şem-i cânın/Fânûsuna sığmaz âsumânın” (Şeyh Galib/Galib Mehmed Esad Dede, 1757-1799).