26 Mayıs 2025
Yiyecek, yemek, azık; çorba, aşure. Orta Çağ Türkçesinde aş sözcüğü ‘yemek’ karşılığında kullanılmıştır. Farsça āşamîden yüklemi ‘yiyip içmek’ demektir. Dil bilimci Clauson ve Doerfer’e göre bu sözcük Orta Farsça āş (=yiyecek, yemek) sözcüğünden Türkçeye intikal etmiştir. Aynı karşılıktaki Farsça ve Kürtçe aş sözcüğü Pehlevice aş aracılığıyla Avestaca ās (=yemek, yiyecek, azık) sözcüğüne dayanmaktadır. Bu sözcük Hurrice aš (=yemek yemek) sözcüğüyle aynı köktendir. Bu sözcük Sanskritçede āça biçimiyle kullanılmıştır. Sanskritçe pratarāça (=sabah yemeği, kahvaltı) ve sayamaça (=akşam yemeği) sözleri biliniyor. Bu sözler kimi Sanskritçe kaynaklarda prātarāśaḥ ve sayamāśaḥ olarak kayıtlıdır. İki harfli bu sözcüğün ikinci harfi Çağdaş Farsça ve Kürtçede ş, Avestacada s, Sanskritçede ç harfleriyle yaygındır. Aynı kökten Kürtçe aspezḫāne (=mutfak) ve Avestaca kahrkāsa (=tavuk yiyen) sözcükleri ifade edilmiştir. Aş sözcüğünün Türkçede bir kısım yemek adlarında -aç şekline evrildiği görülüyor: sütlaç (<sütlü aş) ve bulamaç (<bulga-ma-aş: ‘hamurlu yemek’) gibi. Farsça sorh (=kırmızı) ve aş (=yemek) sözcüklerinden türetilen aynı dildeki sorhaş (=salçalı, pul biberli yemek sosu) sözünden Kürtçe sorğaç (=kırmızı yemek sosu) ve Anadolu’da bir kısım yörelerin Türkçesinde sorgaç veya soharıç biçimlerine evrilmiştir. Arapça, Urduca, Makedonca, Azerice, Uygurca Tatarca, Kırgızca, Türkmence, Özbekçe aş, Kazakça as, Ermenice çaş, Rusça pişça. Aş sözcüğünün ‘değirmen’ karşılığındaki Farsça as ve Kürtçe aş sözcükleriyle etimolojik ilişkisi izaha muhtaçtır.